Dünyada yelkencilik nereye gidiyor, biz neresindeyiz?…
Yazan: admin 11 Şubat 2010
Kategori: Son Yazılarımız, Yelken
->
İnanılmaz ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknoloji, hayatın her alanında kendini ve değişimi hissettiriyor. Artık geçen yılın değil geçen ayın yenilikleri demode oluyor. Maddeyi bileşenlerine ayırma ve yeniden yorumlayarak birleştirme işlemi öylesine inanılmaz bir hal aldi ki, çelikten 100 kat hafif 10 kat güçlü materyalleri duyduğumuzda hiç şaşırmıyoruz.
iletişim teknik ve yöntemleri de hızlı bir değişim içerisinde. Her an, her noktadan her yere ulaşmak mümkün. Küresel konum belirleyiciler öylesine başarılı ki; hangi tekne dünyanın neresinde, hızı ve rotası ne, kaptanı kim bilmek veya bulmak iş değil…
Bilgisayarın gücü yadsınamaz bir gerçek. Ama önemli olan makine değil elbet…yazılım ve uygulama becerisi, yeni fikirler ve yaratıcılık, deneysel düşünce ve ar-ge her şeyden önemli artık…
İşte tam da bu noktada denizcilik devreye giriyor, insanlık nesillerden beri elindeki en son teknolojiyi hep denizde, denizi alt etmek için kullanıyor. Daha uzağa, daha hızlı, daha güvenli ve daha çok yükü transfer etmek istiyor. Tüm büyük fikirler önce teknelerde deneniyor, denizin gücüne karşı durabilen onu yenmesinde insana yardım eden her materyal günlük hayat içinde değer kazanıyor.
Hepimiz için malum olan yelkenin bir malzeme sporu olduğu gerçeğidir. Peki biz bu malzemelerin üretimi değil, keşfinde dünyanın neresindeyiz. Keşfeden, araştıran, bilimsel düşünce ile sporu birleştiren ülkelerin dünya yelkenciliğine yön vermelerini daha ne kadar seyredeceğiz…
Önce elimizde olanlara bakalım…dünyada haklı bir ünümüz var centerboard yelkenciliğinde. Geçmiş 10 yılda, özellikle laser sınıfında kıpırdanmalar yaşıyoruz. Daha geçenlerde BMW optimist takım yarışlarında gencecik yelkencilerimiz dünya 1.si oldu…hepsini candan kutluyoruz. Peki ya büyük ağabeylerinin durumu…işte tam bu noktada sorunlar başlıyor. Kitle-boy endeksinin, tekne kullanmakta optimistçilerimize sağladığı avantajları ileri yaşlardaki yelkencilerimizde göremiyoruz. Birkaç seçkin örnek dışında bilimsel çalışma metodlarından kopan sporcularımız opticilerin başarılarını egale edemiyorlar. Oysa tekneler arasında fark yok, hepsinin gövdesi,direği ve yelkeni bir…fark sporcuların boyu ve kilosunda da değil..peki neden laser sınıfında dünyada ekol olamıyoruz, neden seri madalyalar gelmiyor yurtdışı yarışlarında. Neden dünya şampiyonalarını yıllar boyu domine eden Ben Ainsle ve Paul Goodison gibi süper yelkenciler yetiştiremiyoruz.
Sorunun temeli bilim…bilimsel gelişmeleri takip etmiyoruz, etsek de uygulamakta öncü değil takipçi oluyoruz hatta bazen daha da geri kalıp taklitçi oluyoruz ki bu en kötüsü…
Diyelim ki erkenden haber aldık yeni çalışma biçimlerini, tüm taktiklerini çözdük, yüzlerce saat her hava koşulunda çalıştırdık çocuklarımızı, ne dersiniz yetecekmi?… Hiç sanmıyorum…
Aldığımız her bilginin her taktiğin üzerine kendi fikirlerimizi koymazsak, kendi bilimselliğimizi işin içine katamazsak, gene taklit eden,takip eden,yenilen olmaktan kurtulamayız.


Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!