5. Altınbalta Pirat Yelken Yarışı Sonuçları:
Denizcitürk’ün yayıncı grubunun da yarıştığı Altınbalta Pirat yarışları İstanbul Yelken Kulübü ile Moda Deniz Kulübü’nün ev sahipliğinde, Pirat sınıf birliğinin gözetiminde İstanbul Adalar parkurunda 28 haziran 2009 günü yapıldı.
Pekçok yeniliğin yaşandığı, katılım oranının organizatörleri memnun ettiği yarış, düşük ve değişken hava yüzünden istenilen uzunlukta yapılamasa da katılımcıları için çok zevkli anlar sundu.
Özellikle ideal teknolojinin organizasyonu ile tüm piratlara verilen tekne takip sistemi (TTS) ile uzun ve gözlerden uzak süren yarış, kıyıdaki izleyicilere naklen sunuldu. dev ekranlarda canlı sunumla verilen yarış ayrıntıları bir ilkti ve yelken tarihimize geçti.
TTS özellikle can güvenliği ve yelken yarışlarının naklen yayınlanabilmesi için harika bir metot. Sistemi kuran, geliştiren ve yazılımını bize uyarlayan herkese teşekkürler.
Gelelim yarış hazrlıklarımıza. 27 haziran sabahı Poyraz spor kulübü diğer pekçok kulübün ve katılımcının yaptığı gibi teknelerini kamyona yükleyerek yarış merkezi olan İ.Y.K tesislerinin yolunu tuttu. Klüpte Vinç olmadığı için yerden 5 metre yukarı 140 kiloluk tekneleri kaldıran ve yükleyen yaşları 14/19 arasında değişen 10 sporcumuzu kutluyoruz…Yelkenciliğin sadece denizde antrenman ve yarışmaktan ibaret olmadığını, ferdi yapılan bu sporun aslındas ekip gücüne ve uyumuna dayandığının güzel bir kanıtını sundular bizlere. 3 pirat teknesinin direkleri sökülmüş, salmaları çıkarılmış, tüm ip ve yelken donanımları yeniden yarış mahallinde donatılmak üzere paketlenmişti. Sadece tekneleri yeni,den donatmak bile başlı başına bir işken, bazı teknelerin ciddi malzeme eksikelride vardı.
Amatör Denizciler için Pratik Hava Tahminleri:
Yazan: admin 17 Haziran 2009
Kategori: Amatör Denizcilik
->
Denizciler özellikle kış mevsiminde, havanın nasıl olacağı konusunda çeşitli tahminlerde bulunmayı, alışkanlık haline getirmişlerdir . Kimisi güneşi, ayı, yıldızı, bulutları kollar; durumlarına, renklerine göre tahminlerde bulunur. Kimisi mevcutsa barometre ve termometresinden karşılaştırmalar yaparak hava vaziyetini anlamaya çalışır. Bilinmelidir ki, bunların en doğrusu meteoroloji istasyonlarının verdikleri hava raporlarıdır.
Ancak iyi bir denizci; kanal 67 den veya navtex cihazından hava durumuna ulaşamama ihtimaline karşılık, görsel alametlerle tahminde bulunma yetisini geliştirmelidir…
Gökten, Denizden ve Bulutlardan Tahminler
1. Bulutların ufkun kuzey taraflarında sıkışık bir halde toplanıp yükselmesi, kuvvetli bir yıldız rüzgârının çıkacağına ve havanın soğuyacağına ve yağmur da yağabileceğine.
2. Ufkun batı taraflarında bulutların oluşması, batı tarafından rüzgar eseceğine ve yağmur yağmasının neden olacağına.
3. Batı ve lodos rüzgârları esnasında havanın soğumaya başlaması, rüzgarın Yıldıza veya Karayele döneceğine.
4. Rutubetsiz bir havada (yani kuru soğuk)şimal taraflarından tatlı bir frişka rüzgârı eseceğine.
5. Havanın rutubetlen ney rüzgârının çıkacağına.
6. Devamlı bir kuru soğuktan sonra sıcaklık hissolunması, kuvvetli bir fırtına çıkacağına. Devamlı bir sıcak havayı ardından soğuk hissolunması, yağmurlu bir fırtınaya.
7. Bırdenbıre soguk çıkması ve yagmur yapması, guzel bır havaya.
8. Kışın don esnasında havada sıcaklık hissolunması, kar yağacağına.
9. Yazın havanın birdenbire soğuk yapması, bol bir yağmura.
10. Geceleyin çiğ yağması ve sabahleyin sis olması, güzel havaya
11. Grubda fazlaca kırılma olması, yağmura ve rüzgâra.
12. Yağmursuz gök gürültüsü ve şimşek çakıntısı, sıcak bir havaya.
13. Bulutların yüksefmesi ve yoğunluklarının azalarak renklerinin açılması, havanın güzelleşeceğine ve serinleyeceğine.
14. Bulutların alçalması ce renklerinin koyulaşarak sarkık bir halması yağmura ve rüzgâra.
15. Bulutların gevşek ve yumuşak görülmesi, yağmura; donuk renkli ve keskin kenarlı bir halde bulunması, şiddetli ve devamlı bir rüzgâra.
16. Bulutların dağ tepelerinde sis halinde toplanması yağmura ve rüzgâra.
17. Alt tabakara görülen bulutların uçuşmaları, frişka bir rüzgâra; ardaki bulutların ise devamlı bir iyi havaya.
18. Bulutların atılmış pamuk gibi yükseklerde yığın halinde toplanması havada bir değişim olacağına.
19. Yumuşak beyaz bulutların koyulaşması ve renklenmesi, yağmura; keskin kenarlı bir hal alması yağmurlu bir rüzgâra.
20. Sabah ve akşam bulutların mor bir renk alması, yağmura.
21. Semada şeffaf bulutlar peyçİa olması, kuvvetli bir frişkaya veya mutedil bir fırtınaya.
22. Açık ve berrak bir grubâdan sonra yıldızlar görünmiyecek surette havanın bulanması ve beyaz bulutlar oluşması, yağmura ve rüzgâra.
23. Güzel ve berrak bir gecenin sabahında semada ve ufukta boylamasına bulutlar görülmesi, yağmura ve rüzgâra.
24. Güneş doğarken bulutların ufukta toplanması ve kabararak yükselmesi yağmura.
25. Ufukta birdenbire karanlık ve girift vaziyette bulutlar hasıl olması hafif bir rüzgâra ve sonra yağmurlu bir boraya.
26. Bulutlu bir havada güneşin bulutlar arasından huzmelerinin uzanması frişkaya.
27. Göğün çok fazla renk alması, aniden kuvvetli ve bununla beraber devamsız bir boraya
28. Denizin siyah veya yeşil bir renkte görülmesi, rüzgâr çıkacağına ve şeceğine.
29. Geceleyin ufkun üzerinde beyaz bir kuşak gibi ziya görünmesi, hava çıkacağına ve sertleşeceğine.
30. Sakin bir havada deniz yüzeyinıin göz alacak kadar parlak beyaz bir renkte görünmesi ve havada sıcaklık hissolunması, büyük bir fırtınaya.
31. Denizin donuk beyaz bir renk alması, sise ve güzel bir havaya.
32. Rüzgârın güneşe doğru dönmesi, havanın yeniden tazeleneceğine alamettir.
Hayvanlara Bakarak Tahminlerde Bulunmak
1. Martıların sabahleyin denizlere doğru açılıp uçmaları, hafif rüzgarlı iyi, sahillere yakın olarak alçaktan dolaşmaları fırtınalı fena bir havaya.
2. Umumiyetle kuşların sürü halinde yükseklerden uçmaları, iyi; alçaklarda gezmeleri, fena bir havaya.
3. Baykuşların geceleri sık sık ötüşleri, güzel; kargaların kötü bağrışmaları ve deniz kenarlarına yayılıp başlarını suya sokmaları fena bir havaya.
4. Kırlangıçların yükseklerde dolaşmaları, martıların sahillerden açılmaları, bal arılarının sürü sürü uzaklara yayılmaları, örümceklerin ağ işleriyle meşgul olmaları, yarasaların geç vakitlere kadar görülmeleri ve kümes hayvanlarının sakin bir halde bulunmaları iyi bir havaya. Kedilerin tuvalet yapmaları, ördeklerin neşeli tavır takınmaları, sineklerin insanlara musallat olmamaları, balıkların sudan yukarı fırlamaları, farelerin fazla gürültü çıkarmaları ve nihayet romatizmalı ve sinuzitli insanların ağrı hissetmeleri, fena havaya delâlet eder.
Güneşin ve Ayın durumlarına göre Tahminlerde Bulunmak
1. Grubta ufkun parlak kırmızı bir renk alması iyi bir havaya, koyuca ve donukça olması hafif bir rüzgâra.
2. Grubta ufkun parlak turuncu bir renk alması, güzel bir frişkaya, açık sarımsı bir renk alması kuvvetli bir rüzgâra, yeşili andıran solgun bir sarılık rüzgâra ve yağmura.
3. Güneşin bulanık kırmızı bir renk alması kuvvetli bir rüzgâra.
4. Güneş doğarken ufkun sarı bir renk alması güzel havaya, kırmızaya, rüzgâra ve yağmura.
5. Güneşin doğarken soluk sarı renkte görülmesi mutedil bir fırtınaya
6. Akşam gökkuşağı, iyi bir havaya, doğu taraflarında bir yağmura.
7. Sabahleyin gökkuşağı görülmesi fena bir havaya ve batı taraflarında yağmura.
BAROMETRE- TERMOMETRE İLİŞKİLERİ
l. Barometrenin düşmesi, Termometrenin yükselmesi Lodos, Kıble, Keşişleme gibi
Güney Rüzgarlarının esmesine isaret eder.
2. Barometrenin çok yükselişi ve Termometrenin düşüşü Poyraz, Yıldız, Karayel gibi
Kuzey Rüzgarlarıyla sonuçlanır.
3. Normal atmosfer basıncı olan 1013 milibar’a nazaran barometrenin yavaş yükselişi
veya alçalışı devamlı ve sakin havaya işaret eder.
4. Barometrenin birden düşüşünden sonra süratle yükselmesi fırtına geleceğini gösterir.
5. Hava Kuzey’den eserken Barometre süratle yükselirse fırtına gelecektir.
6. Hava Kuzey’den eserken Termometre sabit kalır, Barometre yükselirse yağmur yağacaktır.
7. Hava Güney’den eserken Barometre süratle yükselirse Kuzey rüzgarları ve fırtınanın geldiğini gösterir.
8. Barometre yükselir, Termometre sabit kalırsa, bu esnada gökyüzü bulutlarla kapalı
ise yağmurla karışık Kuzey rüzgarları getirir.
9. Herhangi bir rüzgar eserken Barometre düşer, Termometre yükselirse rüzgar güneyden beklenir.
10. Barometre ve Termometre beraber düşer ise Lodos ile beraber yağmur beklenir.
ll. Kışın Gündogusu ve Poyraz rüzgarları eserken barometre pek fazla yükselirse soguk hava, kar bazen de yagmur getirir.
I2. Yagmur kesildikten sonra barometre yükselirse havanın soğuyacağı anlaşılır.
Barometre-termometre ilişkileri bilgileri için; Türkiye Yelken Federasyonun dan Selmin TOYSAL’a teşekkür ederiz.
Türk Deniz Ticaret Filosuna Tam Not = BEYAZ BAYRAK
Yazan: admin 16 Haziran 2009
Kategori: Profesyonel Denizcilik
İrlanda’nın başkenti Reykavik’te 18–22 Mayıs 2009 tarihleri arasında, yapılan Paris MOU 42.Komite Toplantısı’nda, “Beyaz”, “Gri” ve “Kara” listeler açıklandı ; Türkiye 2003 yılında başladığı yoğun çalışmalarının ödülünü beyaz bayrağa layık görülerek aldı. AB’nin son üyeleri olan Romanya ve Bulgaristan’ın AB ve Paris MoU üyesi olmalarına rağmen açıklanan Beyaz Liste’de yer alamadılar.
AB ve Paris MoU Üyesi olmayan- olamayan-oldurtulmayan ülkemiz, 2003 yılında başlattığı “Eğitim ve Denetim Seferberliği”uygulaması; denizcilik kökenli Gemi Denetim Uzmanlarının eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve Türk limanlarına konuşlandırılan bu uzmanların görevlerinin eksiksiz icrası ile başarıya ulaşmıştır.
Türkiye;“Ön Sörvey” ve ”Program Dışı Genişletilmiş Sörvey” uygulamalarının hayata geçirilmesi, riskli görülen işletici kuruluşlara (şirketlere) da “Program Dışı ISM Denetimi” yapılması gibi kararlı ve yoğun çalışmaların sayesinde, önce Kara Liste’den Gri Listeye, son açıklanan listeye göre ise Gri Liste’den Beyaz Liste‘ye yükseldi. Peki nedir beyaz bayrak-liste ? dünya genelinde, ülkelerin deniz ticaret filolarının “deniz emniyeti bakımından karnesi” ve “ticari açıdan kredibilitesi” olarak görülen, beyaz liste; karnesi ve kredibilitesi en iyi olan ülkeleri göstermektedir. 42.Komite Toplantısı’na göre Türkiye’nin Beyaz Liste’ye yükselmesi, Türk Denizcilik İdaresi’nin ve deniz ticaret filosu’nun küresel itibarını arttırdığı anlamına gelmektedir.
Şimdi tüm kurumlarımıza ve şirketlerimize düşen görev de sorumluluk da artmıştır. Belirli bir hedef varken çabalamak ve ilerlemek işin kolay kısmıdır. Elde edilen başarıyı sürekli kılmak çok daha zordur. Çok ince bir sınırda ve tüm gözler üzerimizdeyken, daha da dikkatli olmalıyız. Yabancı limanlarda sörvey işlemlerinden geçecek olan gemilerimizin tam not alabilmesi, görevli zabitlerin, şirket personelinin,ısm yetkililerinin ve armatörlerin ortak iradeleri ile mümkündür.
Unutmayalım; Denizde emniyet para demektir. Armatörlerimiz beyaz bayrak sayesinde limanlarda öncelik hakkı elde edeceker, yüklerini taşıtanların tercih ettikleri şirketler olacaklar. bu imtiyazların onlara kazandıracağı para , güvenlik standartları için harcayacaklarından, mutlaka yüksek olacaktır. Aradaki fark, armatörümüzün karı, ülkemizin artan vergi geliri ve itibarı olarak gelir hanemize yazacaktır.
Bu büyük başarıda emeği geçen tüm planlayıcı ve uygulayıcılara bütün denizciler adına teşekkür ediyoruz.
kaynak: deniz haber sitesinden; sayın Fatih Yılmaz’ın değerli yazısından faydalanılmıştır.Kendisine teşekkür ediyoruz.
Temiz Deniz,Temiz Hava,Temiz Toprak Hayalmi? Henüz Çok Geç Değil…
Yazan: admin 12 Haziran 2009
Kategori: Profesyonel Denizcilik
Çocukluğumdaki Marmara denizini özlüyorum diyemem. Şu anki halinden daha kirliydi görünüm ve renk olarak. O yılların yazlarında, tüm gazetelerde koli-basilinden bahsedilirdi. Sanıyordum ki, denize atılan her şey koli basiline dönüşüyor, o küçük yaratıklar bizi zehirliyor, kirletiyor. Ne yazık ki, gerçekler bu kadar çocuksu değilmiş.
1970-80 arası yıllarda çocuklar için basılı kitap sayısı şimdiki gibi değildi elbette. Elime ne geçerse okurdum. İzmit Sanayi Fuarının en şaşalı dönemleriydi. Fabrikalar büyük stand binaları kurarlar, ürünlerini teşhir ederlerdi. Tabi bir sürü basılı doküman, tanıtım katalogları dağıtırlardı. Hepsini okurdum, hatta çocuk aklımla gurur duyardım, ülkemizde ne kadar büyük fabrikalar var, en kadar şanslıyız derdim. Çevre bilincinin, bırakın ben, sanayi devleri için dahi hiç önemli olmadığı, doğanın tüm atıkları sonsuza kadar kabul edeceğinin düşüldüğü zamanlardı.
İlk gençliğimde adını sürekli duyduğum, eylemlerini adeta ayıplayarak haber yapan gazete ve televizyonlardan dinleyip gördüğüm, Greenpeace / Yeşilbarış grubu ile 1988 yılında tanıştım. Şans eseri elime geçen kitaplarında, öyle şeyler okudum ki, insanlığın doğaya, tüm yazılanları yaptığına inanmak istemedim.
Günlük hayatımızdaki en sıradan eşyaların,kıyafetlerin,vs… üretimi için katledilen canlılar, kirletilen deniz ve hava beni şok etti. Atık, toksik, kirlilik, çöp dağları, klorofolorokarbon, karbondioksit, delinen ozon tabakası, sera etkisi… gibi şu an aşina olduğumuz, pek çok kelime ve kavramı okudukça; okulda öğretilen ‘’çöpleri çöp kutusuna atalım’’, ‘’çevremizi temiz tutalım’’,’’herkes kapısının önünü süpürse tüm şehir temiz olur’’ gibi söylemlerin boş olmasa da, sürüdürülebilir doğa temizliği için yeterli olmadığını, olamayacağını anladım.
Peki ne yaptım…sonraki hayatım boyunca doğaya saygılı oldum. Enerjiyi bilinçli kullanmaya dikkat ettim, doğal kaynakları sömürmemeye çalıştım, okulda öğretilen pembe fikirlerdeki gibi yerlere çöp atmadım, kağıt ve gazeteleri dönüşüm için biriktirdim, denize asla hiçbir nesne fırlatmadım, plastik ve türevlerinden israrla kaçındım yada kaçındığımı sandım, çevreyi ve kaynakları kirletmediğimi, israf etmediğimi düşündüm, hepimiz için umutlandım…
1990 larda inanmak çok kolaydı tüm bunlara. ..Neden mi? çünkü; amatör ruhla, sokaktaki vatandaşın, sıradan bireylerin küçük dikkatlerle, biraz bilinçle doğa katliamını önleyebileceği masalına inandırılıyorduk, her çeşit medya tarafından. O yıllardaki ana çevre felaketi erozyondu. Ozon un yırtılmasıda sıklıkla gazetelerde yer alıyor, ancak sera etkisi henüz etkisini göstermediği için kulak erdı edilebiliyordu.
90 ların 2. yarısında yazları daha sıcak geçmeye başladı. Yelken sporuna tutkuyla bağlandığım o dönemde, hergün denize çıkardım. Denizin kenarında, altında kayıkhanesi de olan, ağaçlar içinde bir evimiz vardı. saatler boyunca, deniz ve yelkenli teknemle mücadelem hep güneşin altındaydı. Annem ‘’sürekli güneşte kalma fazla, cild kanseri yapıyormuş” demeye o yıllarda başladı.
Tüm dünyaya sınırsız ışığı getiren, yaşamın kaynağı güneş nasıl zarar verebilirdi bana…Evrenin merkezi sandığımız, üzerinde başka hiçbir canlıya danışmadan, hakimiyetimizi ilan ettiğimiz, küçük güneş sistemimiz, alarm veriyormuş meğer…
Devam edecek…



